Anason Kokusu

Rakı masalarıyla çok küçük yaşta tanıştım…
Corcina’nın beyaz arabasında dedemle meyhane yollarındaydım küçücük olmama rağmen. Gittiğimiz hiç bir restoranda, meyhanede sorun çıkarmaz, büyüklerin sohbetinden sıkıldığımda restorantın mutfağına dalar çalışanları esir ederek türlü oyunlar oynardım. Ne mümkün bana kızmaları,”ayak altında dolaşma” demeleri,dedem hepsinin canına okurdu. Dedemin en sevdiği torunuydum şüphesiz.Ama biliyorumki hepsi severdi beni,dedemden korktuklarından değildi bana tahmül etmeleri. Söz dinleyen,yaramazlık yapmayan bir çocuktum,gerçekten severlerdi…
Dedemin rakı bardağına serçe parmağımı bandırarak başladım rakı içmeye…
Mezeleri ilk onun tabağından yedim…
Bildiğim yüzlerce Türk Sanat Müziği şarkıyı,evdeki plaklarla oynarken ezberledim…
O zamanlar yaşım dolayısıyla anlayamadığım detayları,şimdi şimdi oturtuyorum kafamda.
Bir sürü anı,bir sürü detay…
Televizyon’da dansöz çıkınca “Ayten çek bunu! ” deyip kaydettirmesi…
Masada asla eksik olmayan sabunlu elbezleri…
Kümesin orda biriken onlarca rakı şişesi…
Raci amcanın “Sahnelerin gülü”diyerek beni anons etmesi sonucu kendimi küçük sehpahanın üstünde göbekatıp şarkı söylerken bulmam…
“Aytenn yumurtla hadi” komutundan sonra ananemin içerden kinder sürpriz getirmesi… ve benim onu saf saf ananemin yaptığını sanmam…
Yılda 20 kez doğumgünümün kutlanması… Ve her seferinde pembe olduğu için o kremalı iğrenç pastayı seçişim,kimsenin ağzını açıp “kızım bu pasta iğrenç” diyememesi…
Bu ve bunlar gibi bir sürü detay…
Ama en önemlisi,yatmadan önce dedemin iyi uykular öpücüğünün yanağımda bıraktığı anason kokusu !
Onun dudağındaki anason kokusu yanağıma sinerdi,uykuya o kokuyla dalardım. Bu nedendendir ki,ilk aşkıma,dedeme yazdım bu ilk yazımı…
Bu uzak diyarlarda, gözlerimi kapatınca alıyorum o sihirli, kokuyu…
Beykoz’da Tekel Fabrikasının yanından geçerken camları açıp soluduğumuz anason kokusunu…!

 

Beykoz tekel 1

beykoz tekel 2